Follow us: Subscribe via RSS Feed Connect on YouTube Connect on YouTube
Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.06.2018

Motor yağına su karışması

0 yorum
Motor yağına su karışması veya suya motor yağı karışması aslında farklı arızaları işaret eder. Bu yazımızda size motor yağına su karışırsa ne olur? Ve karışırsa ne tür arızalara yol açar bunları anlatacağım.



Bu olay kendi arabam da başıma geldiği için, bende ki arızayı sırasıyla sizlere anlatacağım. Farklı şekillerde de karşınıza çıkabilir bu durum. Arabamın su eksiltmesi vardı, tabi her araba da az miktarda olabilir bu durum; Fakat her sabah arabamı kontrol ettiğimde yedek su deposunda ki suyun eksildiğini fark ettim. İlk zamanlar su takviyesi yapıp yoluma devam ediyordum, daha sonraları günde iki defa su ilavesi yapmaya başlayınca, kaçağın nereden olabileceğini araştırmaya başladım.

İlk akla gelen şeylerden biri radyatör mü delik acaba oldu? Kontroller sonrası radyatörde bir delik bulamadım. Daha sonra suyun geçtiği hortumlarda bir patlak var mı şeklinde bir soru geldi aklıma, fakat hepsini kontrol ettikten sonra onlarda sağlam çıktı. Bu arada ben arabayı kullanmaya devam ediyorum ve su takviyesi son hızla yapıyorum tabi. Arada yağ çubuğunu çekip kontrol ediyorum, zaten yağ durumunu sürekli kontrol eden biriyim. Önceleri orada da bir sorun yoktu.

Bir ay kadar bu durum devam etti. Bu arada araçta su kaçağı var ama bir türlü bulamıyorum. İşin tuhafı yere de akan bir su yok. Zaten bu durumdan dolayı kaçağı bulamıyorum. Tamirci dedi "yedek su deposu kapağından kaçırıyordur, bak zaten buralarda da paslanma var." Gidip 15 liraya su deposuna kapak aldım fakat değişen bir şey olmadı.

Bütün bunlarla uğraşırken su kaçağı daha da çoğaldı. Artık hiç bir yerde bulamadığım kaçağı, çeşitli sebeplere bağlamaya başladım. En son ihtimal olarak, kalorifer peteği delik herhalde dedim. Artık ön konsolu söktürüp, ne kadar olursa olsun kalorifer peteğini değiştireceğim.

Ben bunları düşünürken, yağ kontrolü için yağ çubuğunu çektiğimde, yağın beyazlama yaptığını fark ettim ve yağ doldurma kapağını açtığımda beyaz bir köpükle karşılaştım. İşte en sonunda bizim kaçak suyun nereye gittiği belli olmuş oldu ve beni ön konsolu söktürüp, kalorifer peteğini değiştirme derdinden kurtardı.



Fakat bu durum daha büyük bir sorunun habercisiydi, ( Conta Yanması ). Araç conta yaktı diye duymuşsunuzdur. İşte bu conta yanması sebepleri de birden çoktur. Benim arabada ki su kaçağı durumu da farklı bir arıza olarak karşıma çıktı tabi. Üst kapak açılınca durum ortaya çıktı. Aşağıdaki resimdeki durumla karşılaştım.



Burada görüldüğü gibi su zamanla tüm her yeri çürütmüş. conta yandığı için de su kanalları çürüdüğü için yağ ile birleşip, yağ karterine dolmakta, motor kapalı kutu olduğu için bundan dolayıda ben su kaçağını bulamadım tabi. Tamirci motor üst kapağını açtığında, resimdeki olayla karşılaştık. Rektefiyeciye gönderdiğimiz bu kapak, kaynakla kurtarmadı ve yeni kapak alındı. Conta, kapak ve buna bağlı parçalar yenilendi, yeni yağ konularak araç çalışır hale getirildi. Fiyat olarak kapak kaynakla kuratrsaydı, 800 lira gbi bir fiyatla işi kapıyacaktık fakat yeni kapak alındığı için, kapak 1000 lira tuttu ve diğer işlerle birlikte 1700 liraya işi bitirdik.

Son söz olarak size tavsiyem, bu iş için farklı yerlerden fiyat alın hemen bir yere gidip kapılmayın. Kapağı açmadan ilk önce servise götürdüğüm bu durumda bana 4000 lira gibi bir fiyat tutar dendi. Ben hiç arabaya anahtar vurdurmadan geri alıp, kendi tamircime işi yaptırdım. Bu konuyla ilgili çektiğim bir videoyu da buraya koyuyorum. Belki başına gelen bir arkadaşa fikir vermesi açısından yardımcı olur. Selamlarımla...
Daha fazlası >>

16.09.2017

Metrobüste şaşırtan görüntü

0 yorum
Geçen gün Metrobüste şaşırtan görüntüler oluştu. Bir grup amatör tiyatrocu, çeşitli boyalar sürünerek, ellerinde dünya klasiklerinden oluşan kitaplarıyla Metrobüse bindi.


Kitap okuma alışkanlığına dikkat çekmek için amatör sanatçılardan oluşan bir grup tiyatrocu, özel boyalar sürerek, hareketsiz bir şekilde, kitap okur pozisyonda Metrobüsde bir gösteri yaptı. Bugüne kadar Kurtuluş Savaşı’ndan, depreme, Seyit Onbaşı'dan Yunus Emre'ye, kadına şiddette kadar birçok konu ve özel günlerde sokakta hareketsiz durarak toplumsal farkındalık yaratmaya çalışan amatör tiyatro grubu kitap okumanın yagınlaştırılması için çaba harcamaya başladı.


Günümüzde artık, cep telefonlarına ne kadar bağımlı olduğumuz hiç de yabana atılacak bir sorun değil. Bir arkadaş grubunda bile, bir süre sonra sohbeti bırakıp herkes telefonlarına odaklanıp, ortamdan kopuyor. Hal böyle olunca kitap okumak da biraz hayal oluyor. İşte bu soruna ışık tutmak için Çığlık Sanat Atölyesine bağlı sanatçılar bir mizansen hazırlayıp, ellerinde kitaplarıyla ve özel kıyafetleriyle Metrobüse bindi.Yolcuların meraklı bakışları arasında kitap okuma alışkanlığına dikkat çekmek için rollerine bürünerek ellerinde kitaplarıyla rol aldılar...
Daha fazlası >>

2.06.2017

Engelsiz Dünya

0 yorum
Engelsiz dünya. Bugün işim icabı çarşıda dolaşırken, tekerlekli sandalyede bana doğru bakan güzel bir hanımefendi; "Biraz vaktinizi alabilir miyim?" diyerek bana seslendi.

Biraz ürkek ve çekingen bir ses tonuyla "Derneğimiz için bu dergilerden satıyoruz, almak ister misiniz?" dedi. Arkasından da ekledi "Makbuz karşılığında Engelliler Derneği'mize, yardım eder misiniz?"

Bu sözlerin ardından derginin ne kadar, kaç lira olduğunu sordum. Bana verdiği cevap yine mütevazi bir üslupla "Siz ne kadar öderseniz" oldu.

Dergiyi biraz inceledikten sonra; ama burada 5 lira fiyatı yazıyor, neden hakkını istemeye çekiniyorsun dediğimde gülümseyerek "Vermiyorlar ki yani almıyorlar" dedi. Derginin gerçek hakkını ödeyerek bir tane dergi aldıktan sonra işime geri döndüm.


Bu insanlar engelli değil, kendileri için engelsiz bir dünya yaratmaya çalışan yüreği güzel insanlar. Kendi sosyal yardım çalışmaları için bile kendi haklarını istemeye çekinen ve bir adet daha derneklerine tekerlekli sandalye kazandırmak için bu sıcak günlerde severek bu işi yapan gönüllüler.

İnanın bu insanlar için yaşam çok zor. Sadece yollar ve kaldırımlar için daha önce  bir yazı yazmıştım ve görme engelli vatandaşlarımız için 'Sesli Kitap' adlı yazımı da okumanızı tavsiye ederim. Bu insanlar hayatın tüm kesiminde önemli derece de zorluklarla karşılaşıyorlar. Sadece tekerlekli bir sandalyeye sahip olmak onlar için bu hayatı kolaylaştırmaya yetmiyor tabi.

Mesela yine çok uzun bir zaman önce ulaşım istasyonlarında ki engelli asansörleri ile ilgili bir yazı daha kaleme almıştım. Merak edenler için o yazımı da buradaki linke tıklayarak okuyabilirsiniz. Selamlarımla. 02.06.2017 / Yazarlife


Daha fazlası >>

4.02.2017

Sosyal alemden kaçmak

0 yorum
Bu yazımın başlığını sosyal alemden kaçmak olarak koymamın iki sebebi var. ilki bir müddet kafamı dinlemek için tüm kullandığım sosyal hesaplarımdan çıkış yaparak sadece telefonumu kendi işlevinde kullanmak, ikinci sebebine gelince gerçekten yorulmuş olmamdan dolayıdır.


Acaba sosyal hesaplarımı komple silsem mi ? Yoksa şimdilik sadece çıkış yaparak kullanmayayım diye düşünürken, ne olur ne olmaz, belki yine lazım olurlar diye silmeden çıkış yaparak öylece bıraktım...

Bir hafta gerçekten iyi oldu benim için. Zira elim telefonum çalmadığı sürece cebime gitmedi ve şarj olayından da yırtmış oldum. Artı gerçekten insanı ister istemez yoruyormuş, bunu anladım. herkese laf yetiştirmek, bir şey paylaştığımda yapılan yoruma karşı yorumlarda bulunmak, hadi bu sosyal hesap ile uğraşırken diğerinden gelen bildirimi okumaya çalışmak falan bu neymiş arkadaş ya biz kendimize ne yapmışız böyle..


Daha önce okumaya başlayıp bir türlü bitiremediğim kitabıma geri dönüp bitirme şansını buldum, akşamları dost sohbetlerine katılarak onları ne kadar özlediğimi fark ettim, aileme ve çocuğuma daha fazla vakit ayırdım, fotoğraf çekme hastalığım vardır ve arşivime nice yeni resimler ekledim.

Tabi sosyal alemi yerinde kullansak kendimize de bu zulmü yapmayız bence. Hele yazı yazıyor veya ürettiğiniz eserlerinizi tanıtmak için sosyal alem gerekli bir yerde. Benim yaptığım bu tasarrufu sizinde denemenizi tavsiye ederim. Selamlarımla...

Etiketler: sosyal alem,telefon,fotoğraf,kitap
Daha fazlası >>

20.06.2016

Neden Blog Yazıyorsunuz?

0 yorum
Neden blog yazıyorsunuz?  Bugün epey yazı yazmak için fırsat buldum. Ramazan dolaysıyla senelik izinde olduğumdan fırsat bu fırsattır deyip oturdum bilgisayarın başına. Bu bilgisayar kelimesi de oturup düşündüğünüzde ne kadar saçma geliyor insana. Gerçi ilk çıktığında computer denmesi daha saçma ama zamanın ruhuna uyan bir isimdi. Alın size bir yazı konusu daha. Yazacak bir şey bulamıyorum diyen arkadaşlara duyurulur.


Kendim İçin Yazıyorum

Neden blog yazıyorsunuz? Sorusuna cevabım, ben kendim için yazıyorum. Bazı yazılarım Blogger eklentileri ve HTML kodlar üzerine olmakta. Bu konuda ki bilgilerimi paylaşmak hem benim hoşuma gidiyor hem de bir nebze de olsa bu konuda sıkıntı çeken arkadaşlara yardımcı olabiliyorsam ne mutlu bana..! HTML kodlarla ilgili ayrıntılı bir sitem olan www.sitenekodekle.org ve www.sitekods.com olsa da burada da paylaşımlarda bulunuyorum.


Blog Yazmak Bence Zevk İşi

Bu blog sitemi belirli konularda yazmak için kısıtlamadım. Blog sitelerini çoğu bloggerlar konu konu ayırıyor. Bende diğer sitelerimde bu şekilde yayın yapmaktayım. Böyle aynı konuları bir blogta toplamanın faydası okuyucu için daha sağlıklı. Okuyucu ihtiyaç duyduğu konuya daha çabuk ve kısa zamanda sağlıklı bir şekilde ulaşabilmekte.

Bu blog sitemi açarken, bunu kendime ayıracağım diye yola çıktım. Diğer siteler de benim elbette ama oralarda her konuyu yazmak paylaşmak hem o sitenin yayın amacına ters olabilir hem de alakasız bir konuda yayın yapmak okuyucunuzu dağıtabilir.

Blog yazmak bence zevk işi. Her işte olduğu gibi severek yapılmayan işler, zaman içinde size ızdırap verir, yaptığınız o işten soğumanıza sebep olur.

Onun içindir ki bıktığınız zaman yazmayı bırakın. Gidin dolaşın, arkadaşlarınızla veya ailenizle vakit geçirin, kitap okuyun veya müzik dinleyin, film seyredin. Bunları daha da uzatabilirim. Yazmak için kendinizi zorladıkça daha çok kafaca o ortamdan uzaklaşacaksınızdır. Sadece kendiniz için yazın. Şu okuyacak, bu okuyacak, onu yazmayım veya şunu yazmayım diyerek blog yazısı yazılmaz.


Konu Bulamamak

Konu bulamamak üzerinde sıklıkla söylemler duruyorum. Aslında bununla ilgili tek bir yazı yazmam gerek. Çeşitli yazılarımın içinde bu konuya yer verdim ve vermeye devam edeceğim. Eğer verdiğim örneklerden de bir yazı konusu çıkaramayan kişinin bilgi ve düşünce arşivi zayıftır. Bu böyle olunca istediğiniz kadar güzel ve süper bir site kurun içine koyacak bir materyaliniz yoksa, yazacak bir şey bulamamak normaldir. Hiç bir şey bulamıyorsanız şimdi pek bir popüler olan 10 adımda şu, 5 adımda bu gibi başlıklı, fazla görsele dayalı içerikler oluşturup yazabilirsiniz.


Çektiğiniz Fotoğraflardan Bir Blog Hazırlayın

Gençlik yıllarımda yani lise dönemlerinde fotoğrafçıda çalışmıştım. O zamandan beri fotoğraf işlerine ilgim vardır. O dönemlerde otomatik fotoğraf makineleri çok az kişide vardı. Otomatik dediysem dijital fotoğraf makinelerinden bahsetmiyorum. İçine 24 veya 36 pozluk filmler konulup kullanılan makinelerden ve Tab edilmeyi (Baskı için filmi yıkamak) bekleyen filmlerden ne çektiğimizi ben bilirim. Şimdi ise hepimizin elinde son teknoloji telefonlar, tabletler bu işi kolayca yapmakta. Bende telefonumla gezerken bana önemli ve güzel gelen bir kareyi hayatta kaçırmam, mutlaka fotoğrafını çekerim.

Sizde mutlaka çoğu anınızı fotoğraflayıp paylaşıyorsunuzdur. Bunları sosyal alemde paylaşarak emek harcayana kadar çektiğiniz fotoğraflardan bir blog hazırlayıp üzerlerine birer sayfa yazı yazabilirsiniz. Sonuçta ne iş yaparsanız yapın başkaları için değil kendiniz için yazın.
( Yazarlife / 2016)

Etiketler: blog, html, neden blog,
Daha fazlası >>

Blog yazarak para kazanmak

0 yorum
Blog yazarak para kazanmak mümkün mü? Bu konuda bir çok yazı var internette. Hatta 'Blog' kelimesini yazdığınızda bu tür başlıklar sıralanmaya başlar karşınızda. Sorunun cevabı kazanılır tabi neden kazanılmasın? Burada sorulması gereken soru aslında ben ne için blog açıyorum? Diye sormak gerek. Direk ben bu işten para kazanacağım diyerek bu işe girenlerin sonunu görüyoruz. İçi boş, kopyala yapıştır bloglarla işi götürmeye çalıştıkları için sonu hep hüsran ve bilgi kirliliği. Burada nerelerden para kazanırsınız? Diye sizlere adres vermeyeceğim. Araştırırsanız öyle yazılar çok bulursunuz. Çoğu da satış pazarlama marketing sistemini anlatır ve kendide oraya üye olduğu için size bir sayfa dolusu laf kalabalığı anlattıktan sonra kendi reklamını satmaya çalışır.


Daha önce bu tür bloglarla ilgili 'Terk edilen bloglar' adında bir yazı yazdığımı hatırlıyorum. Sonunda da 'Blog Açmak Kolaydır Ama Onu Devam Ettirmek Zordur' başlıklı yazımda da bu konuya değinmiştim.

Başta da dediğim gibi blog yazarak para kazanmak istiyorsanız ilk çalınacak kapı Google reklam platformu Adsense sistemidir. Buraya kayıt olduktan sonra reklam kodlarınızı sitenizin gerekli yerlerine ekleyerek bu işe başlayabilirsiniz. Buraya üye olmak kolay da reklam almak biraz zorlu bir yol. Gün içinde bir çok blog yazısı okuyorum. Bazılarında şöyle ifadeler görüyorum "Bende Adsense reklam platformuna üye olup başvurdum ama başvurum kabul edilmedi"

Veya daha başka şöyle ifadeler var "Benim sitemdeki yazıların tamamı özgün içerik, neden reklam başvurum kabul edilmedi?" İsterseniz bu başlık altında gidelim.

Benim sitemdeki yazıların tamamı özgün içerik, neden reklam başvurum kabul edilmedi?

Bu şekilde red cevabı aldıysanız vazgeçmeyin, hemen hayata küsmeyin :) tekrar başvurunuzu yenileyin. Google'nin bu konuda sizin için hazırladığı bu yazıyı okuyun derim. Sitenizde ki eksiklikleri gözden geçirin. Benim size bir iki tavsiyem şöyle olabilir.
  1. Sitenizdeki yazıların tamamı özgün olsun
  2. Künye oluşturun bir sayfa açarak ayrıntılı bir şekilde sitenizi tanıtıcı yazı yazın. Bunu menü çubuğuna ekleyin. 
  3. Sitenizin menü kısmında Hakkımda - Künye - Gizlilik Politikası - İletişim - Sitemap kısımları olsun ve tamamının içini doldurun
  4. İndex sayısı. Sitenizin ne kadar güncel olduğu önemlidir. Sürekli yazı yazarak sitenizin index almasını sağlayın
  5. Günlük tekil sayısı Google için önemli bir kriterdir. Çünkü onunla bir nevi iş ortağı olacaksınız. Bunu için siteniz için belirli bir saat ayırıp emek vermeniz gerekecek.
  6. Google'nin sevmediği içeriklerden uzak durun. Bunlardan bazıları ( Cinsel içerik, kumar,bahis,film siteleri, kopya içerik, ilaç nevi insan sağlığını tehlikeye atacak siteler, kadın fotoğrafları vs vs) bu konulardan uzak durun.
  7. Son olarak güzel bir şablon (tema)
  8. Gmail hesabı ile başvuru yapın derim normal maille değil. Bu mail adresi size ait olsun.
  9. Sitenizin SEO olaylarını yapın
  10. Şablonunuzun ana CSS kodlarının içine sitenizi tanıtan (Meta Tag) etiketleri ekleyin
İşte bundan sonra insanların yararına olan blog yazarak para kazanmak kalıyor. Toparlayacak olursam temiz bir site, sadece emek verilen özgün içerikler, bilgiler, bunların hepsinin bir arada olduğu bir bloğunuz olsun.  Gerisi sadece bekleyip sonucu görmek kalıyor. Hayırlı olsun. Kalın sağlıcakla..! (Yazarlife / 2016)

Etiketler: Adsense,para kazanmak,blog,seo,marketing,reklam,para
Daha fazlası >>

29.05.2016

Cep telefonları kanser yapıyor

0 yorum
Cep telefonları kanser yapıyor. Bu sürekli tekrarlanan bir söylem. Bugün yine tüm haber sitelerine düşen aynı başlıkta ki bu konu, tüm cep telefonu kullanıcılarında bir ilgi uyandırdı.


Araştırma yine Amerika'da 2.500 kadar deney faresi üzerinde yapılmış. Amerika sağlık bakanlığına bağlı olan Ulusal Toksikoloji Programı'nda çalışma yapan bilim adamları bu hayvanların üzerinde çeşitli radyo frekanslarıyla deneyler yaparak bu sonuca ulaşmış. Tabi hala bu testlerin insanlar üzerinde yapılmadığı da not düşülmekte. Bu ne demek? Bu deney farelerin vücutsal yapıları genetik olarak bir insana yakın olsa da bu deneyin ne kadarı insanı etkileyeceği kesin olarak bilinmemekte.


Deneyde kullanılan farelerin erkek olanlarında beyinlerinde ve kalplerinde tümör izine rastlandığı fakat dişi olanlarda ise bu olayın görülmediği anlatılmakta. Arkasından bu iş için yapılan harcamanın 25 milyon dolar olduğu açıklanmakta.


2011 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün (World Health Organization – WHO) yaptığı bir araştırmaya göre 30 dakikadan fazla cep telefonuyla konuşan insanların beyin kanserine yakalanma riskinin yüksek olduğu söylenmekte. Bu araştırma da Dünya Sağlık Örgütü tarafından 10 yıl sürmüş ve 13 ülkeden 30 yaş üstü 5 binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiş.Teknoloji iyi güzel de bu tür etkileri insan sağlını risk altına sokması hiç de iç açıcı bir durum değil tabi. (Yazarlife / 2016)

Etiketler: cep telefonu,kanser,beyin tümörü,telefon,dünya sağlık örgütü,toksikoloji programı
Daha fazlası >>

12.05.2016

Bıktıran Reklamlar!

0 yorum
Reklamlar
Bıktıran Reklamlar! Başlıkta ki gibi sizi de bıktıran reklamlar var mı?

Fark ettiniz mi? Haber siteleri veya trendi yüksek siteler reklam olaylarını abarttı.Günlük tıklanma rakamları milyonları bulan siteler neden bu kadar reklamları abartıyor? Bir haber veya yazı okumak için artık böyle siteleri açmak dahi istemiyorum.

Google reklamları çoğumuzun sitelerinde var.Bilindiği gibi bizim yayınladığımız Google reklamlarını sınırlı sayıda sitemize ekleyebiliyoruz.Farklı reklam platformlarına üye olan siteler bile bence bu büyük siteler kadar olayı bu kadar abartmıyor.

Uzun zamandır bu konuya taktım çünkü girdiğim sitede bir yazı okumak için resmen savaş veriyorum. Siteyi açıyorsunuz reklamları tıklatmak için bin tane akıl almaz şeyler yapıyorlar.Site açılacağına, yerinde duramayan aşağı yukarı kayıp duran bir sayfa çıkıyor ortaya.

Gelir olarak zaten iyi durumda olan bu tür siteler reklam gelirlerine bu kadar mı muhtaç? Anlamış değilim.Bu haber sitelerinin çoğu zaten şirket veya holdinglere ait.Bu kadar mı reklam gelirlerine ihtiyacı var bu kurumların?

Okuyucuyu bu kadar bezdirmenin alemi nedir? Siteler böyleyken video reklamlar da aynı şekilde karşımıza çıkmakta.Önceleri 5 saniye sonra (Reklamı Atla) yazısı çıkarken şimdiler de bu zaman dilimi 20 saniyelere çıkmış durumda.Yani bir videoyu izlemek için bu kadar zaman beklediniz, ardından bir video için daha bu kadar bir zaman beklemek bana hiç cazip gelmiyor ve kapatıyorum.

Bu kadar sitemli bir yazının ardından,inşallah kendilerine bir çeki-düzen verirler,bıktıran reklamlardan vazgeçerler, demekten başka bir şey gelmiyor elimden.Kalın sağlıcakla..!

Etiketler: reklam,video reklam
Daha fazlası >>

19.02.2016

PERTEVNİYAL HASTANESİ RESTORE EDİLMEYİ BEKLİYOR

0 yorum
Bandırma
Foto / yazarlife

Balıkesir'in Bandırma ilçesinde bulunan ve 2010 yılında boşaltılan eski devlet hastanesi,bugün bu şekilde kaderine terk edilmiş vaziyette durmakta! Hastanenin 2010 yılında boşaltılarak yeni binasının yerine taşınmasının ardından,eski binanın yıkımına başlandı.Hastanenin ek binalarının yıkılmasından sonra esas tarihi Pertevniyal Devlet Hastanesi'nin tabelası da ortaya çıktı.
Bandırma Hastanesi
Foto / yazarlife 

Belkide çoğu şehir halkı bu ismi ilk kez duymuştur çünkü bu tarihi bina zaman içinde yapılan ek binaların içinde kaldığından şimdiye kadar gözükmüyordu.Bu sebepten dolayı adı senelerce Bandırma Devlet Hastanesi olarak anıldı.Eski ismi bu ek binaların yıkılmasından sonra tabelası da yerinde durur vaziyette ortaya çıktı!

Peki Hastanenin tarihçesi nedir?

1928 yılında yapımına başlanan bina 1932 yılında hizmete açıldığında bölgenin en büyük hastanelerinden biri konumundaydı.Pertevniyal Bandırma Hastanesi ismi zamanın Pertevniyal Vakfı tarafından parası gönderilmiş ve yapımına başlanmıştır.

"Perteviyal  Sultan kimdir?
İsmi Hasna Besîme'ydi. 1829 yılında II. Mahmut'un eşi oldu. 10 yıllık bir evlilikten sonra eşi vefat etti.25 Haziran 1861 tarihinde oğlu Abdülaziz tahta geçince Pertevniyal Sultan da Valide Sultan unvanını aldı. Oğlunun bütün saltanatı boyunca Valide Sultan olarak kaldı.
Pertevniyal Lisesi , Bandırma’da hastane gibi pek çok yararlı hayır işleri yaptırdı veya yapılanlara maddi destekte bulundu.
 Oğlu vefat edince Valide Sultanlık dönemi bitti ama 7 yıl daha yaşadı.
5 Şubat 1883 tarihinde Dolmabahçe Sarayı'nda vefat etti. İstanbul'un Aksaray semtinde bulunan kendisinin yaptırmış olduğu Pertevniyal Valide Sultan Camii'ndeki Pertevniyal Sultan Türbesine gömüldü." (Alıntı)

PERTEVNİYAL HASTANESİ RESTORE EDİLMEYİ BEKLİYOR

Şimdilerde eski hastane binasının restorasyonu söz konusu.Balıkesir Tabibler odası Bandırma şubesi'nin girişimi ile bu binanın restore edilerek sağlık müzesi ve bir kısmının sağlık ocağı için görüşmeler yapıldığı yazılan haberler arasında tüm haber sitelerinde yer almakta!

yazarlife /Bandırma 2016


Daha fazlası >>

27.01.2016

Sokak Hayvanları İçin Bir Kap Su

2 yorum
Sokak hayvanları için bir kap su ve yemek kış ve yaz aylarında önemli bir konu arz ediyor.Sürekli bu konuda bir şeyler yazmayı kendime görev edindim.Bu hayvanlara belediye barınakları gerekli aşılarını yapıyor ve sokağa salıyor.

İş bununla da bitmiyor tabi,resimde görüldüğü gibi karlı ve kış havalarda bu hayvanlar yiyecek ve su bulmakta zorluk çekiyorlar.

Ben bu fotoğrafları çektiğim sırada diğer arkadaşlarımda bu hayvanlara poşetlerle getirdiğimiz yiyecekleri belirli yerlere bırakmaktaydı.

Daha önce buna benzer bir yazımı da bu linke tıklayarak okuyabilirsiniz..! Sokak hayvanları için bir kap su ve yemek, yaşamlarını idame (Sürdürmek, devam etmesini sağlamak.) ettirmek için çok önemli bir konu...

Etiketler: Kış,sokak hayvanları,su,yemek,yiyecek,barınak


Daha fazlası >>

26.07.2015

Engelli Asansörüne Binen Engelsizler!

5 yorum
Sık sık görülen olaylardan biri olan bu durum artık alışılmış bir durum haline geldi.Metro istasyonlarında veya AVM'lerde vb. yerlerde ki adı engelli asansörü diye anılan bu asansörleri maalesef engelsiz ve püsür insanlar ele geçirmiş halde.Üzüldüğüm nokta asansöre binmek için birbirlerini saygısızca iterek ve azarlayarak yer kapma çabaları görülmeye değer!

Engelli,yaşlı,çocuklular,hamileler ve özürlü vatandaşlarımızın kullanılması için tüm metro giriş ve çıkışlarına yapılan bu asansörleri beyin özürlü sorumsuz insanlar maşaallah hiç boş bırakmıyorlar.

"Engelli asansörleri yaşlı ve engelli yolcularımızın kullanımı içindir…"
Diğer tarafta zaten tüm çıkışlar yürüyen merdivenli.Burayı da efor sarf etmeden çıkabilmekteyiz daha ne olsun? Sorsanız herkesin acele işi var tamam da bu bir mazeret mi acaba? Bugün işin var yarın da işin var sürekli işin var, sonrası. Zaptedilen asansörler boş kalmıyor ve sürekli fazla çalışmaktan ve yükten bozulmakta, tamir servislerine kazanç kapısı olmakta.

Her asansörün başına güvenlik görevlisi mi koysunlar? Koysalar ne olacak adam hangi birine laf anlatacak gün boyunca? Toplumun eğitilmesi gerekir deseniz zaten bunu kullananların çoğu elit kesim zaten.Demek ki eğitimle her şey çözülmüyor bence karakter meselesi ve aile terbiyesi giriyor işin içine.
Daha fazlası >>

30.05.2015

Ördek Yolu

0 yorum

Bazı yazarların kıskançlıkları vardır.Bunlar keşke o yazıyı ben yazsaydım,keşke o ortamda bende olsaydım,keşke o kitabı ben çıkarsaydım gibi.Ben de fırsat buldukça fotoğraf çekmeyi severim ve bu iş için tatil günümü çoğu zaman harcarım .İşte bu yazı da benim için böyle bir yazı oldu.

Bu haberi bir televizyon kanalında gördüm.İnanın önce absürt bir haber zannettim.İlgimi çektiği için biraz internette ve youtube de araştırdım gerçekten doğruymuş haber.Çok hoşuma gitti fakat birden aynı şeyi kendi yaşadığım şehrime ve ülkeme hayal dünyamda oturttum.Bir tuhaf durum çıktı zihnimde.Şimdi bu kafamdaki deli soruları sizlerle paylaşacağım.

Bu yol Londra'da yapılmış.Baştan merakla videoyu izlesem de sonradan hoşuma gitti.Bizim ülkemizde engelli arkadaşlarımız için yapılan yollar bile bir direkle veya park etmiş bir arabayla karşılaşırken tabi tuhafıma gitti.Aynı ördek yolu bizim bir şehrimizde yapılsa mutlaka o yolu kullanan hayvanı tekmeleriz veya oradan kovalar kendi ihtiyacımız için kullanırız.Hemen hayal kurmayı bıraktım bari hayvanlar horsunlanmasınlar.

Haberi araştırırken bazı sitelere ulaştım ve yapılan yorumlara.Bu yorumlarda bazı kişiler aynen şöyle yazmışlar.

"Ördekleri de bi ayrı akıllı heralde kendilerine yapılan yolu bildip ordan yürüduklerine göre"
"Hahaha kedi kopek yolu fln da var mı acaba"
"Nerden biliyorlar kendilerine ait olduğunu"
"saçma sapan ..."

Evet bunlar bir kaçı yorumların daha çok var.Ben yorumları burada paylaşayım derken daha vahim bir durum da çıktı ortaya.O nedir dersiniz? Türkçenin katline sahne oldunuz tabi!..

Aslında bu da farklı bir yazı konusu ama sırası gelmişken değinmem lazım bu konuya.Bu yazan insanlar olayı eleştirmişler ama bilmedikleri bir şeyler var.Bu yorumlara başka facebook sayfasında tesadüfen denk geldim.Ben yorumları bu yazımda sırasıyla yanıtlayayım.Öncelikle birinci yoruma cevap olsun.Biz evimizin bahçesinde çok ördek ve tavuk besledik.Hatırlıyorum bahçemizde ki kümeslerde otuza yakın ördeğimiz ve tavuğumuz vardı.


  • Ördekler tavuklar gibi her yere atlayıp zıplamazlar.Çoğu zaman duvar dibinden veya yol kenarında tek sıra halinde yolculuk yaparlar.Bu hayvanlarda "ha burası bizim yolumuz tamam deyip yürümüyorlar harhalde :-)))"
  • İkinci yorumda dalga konusu var.Yazmaya değmez (((-:
  • üçüncüyü zaten yazdım neden oradan yürüdüklerini!..
  • Son yorum orta yaşlı bir beyden.Bu da benden yorumsuz!..
Selamlarımla!.. :-)))
Daha fazlası >>

28.03.2015

Dizi saçmalıkları

2 yorum
Tv ekranlarında o kadar çok dizi var ki halkımız televizyon karşısından kalkmadan neredeyse günü bitiriyor.

İyi güzelde bu dizilerde halkımıza neler izlettiriliyor peki? Çoğu dizinin kurgusu ve senaryosu zenginlik üzerine kurulu.


  • Sabah portakal suyu kahvaltıda olması lazım ve mutlaka bir yudum alınarak hızla evden çıkılır.
  • Kapıda son model araba bekler bazılarında şoförler açar size kapıyı.
  • Şirkete gidilir ve herkesin bir odası vardır ama kimsenin bir iş yaptığı görülmez.
  • Patronundan hizmetçisine kadar herkes bir entrikanın içindedir.
  • Nasıl bir yaşantıysa hep bir koşturmaca vardır ama kimse kendi işiyle ilgilenmez hep birbirlerinin kuyusunu kazma çabaları son sürat devam eder.
  • Baktın senaryo tıkandı bir kanser uydurulur fakat nedense o kişi kısa zamanda kurtulur.
  • Varsa yoksa aşka devam edilir.Sanki başka işleri yokmuş gibi :-)


Askeri ücretin ve emeklinin maaşları asgari 1000tl daha bulmazken,dizilerde ki saltanat ne kadar sizi yansıtır? Buna dizi saçmalıkları demeyelim de ne diyelim?

Zengin bir aile yaşantısı şirket patronu ve çevresindekilerin hayatlarının ele alındığı diziler sarmış vaziyette televizyonlarımızı.

İnsanlarımızı bunlarla oyalayıp hayal dünyasında gezindirmekten başka bir şey değildir bence.Diziler ve gerçekler çok farklı.Sabah işe giderken iki simit bir çay parasını zor denkleştiren,yolda harcayacağı akbilinde ne kadar tl si kaldığını düşünen insana niçin bu şekilde dizlerle ulaşmak ister yapımcılar acaba? Akıl tutulmasını onlar da mı yaşıyorlar?

Bazıları bir müddet sonra kapitalist dünyanın reyting canavarına yenik düşerek yayından kaldırılıyor. Cast'ı düzgün seçilen biraz fazla paralar harcanarak yapılan diziler yerini sağlamlıyarak sezonu bitiriyor fakat ikinci veya üçüncü sezonlarında onlarda kısır döngüye takılıp dizi saçmalıklarından nasibini alarak bitip gidiyor.

Sonuç olarak bence televizyonlarınızı biraz kapatıp dizi saçmalıklarından uzaklaşarak hayatınızı yaşamaya ve sevdiklerinize vakit ayırmayı deneyin.Başkalarının suni hayatlarını izlemektense kendi ailenizin bireylerinin yaşamlarını yakından takip etmek daha faydalıdır.Selamlarımla :-)

yazaroyunu

Daha fazlası >>

27.03.2015

Zaman ve mekanda yolculuk

0 yorum
Nette dolaşıyorum !. Bir ara bir siteye denk geldim.Konu uzayla ilgiliydi.Tabi kimin ilgisini çekmez konu okumaya başladım.Konu uzak bir evrende hayat olup olmayacağına dair hazırlanmış bir makale.Kimi yerinde tahminler yürütülüyor kimi yerinde şimdiye kadar yapılan uzay araştırmalarından örnekler veriliyordu.

Konuyu okurken ara verdiğim bir zamanda haber sitelerinden bazılarını da açmış bulundum.Çoğunlukla açık durur sayfalar PC de.Gündemde neler var takip etme bakımında bir oraya bir diğer tarafa geziniyorum haliyle.

İstem dışı olarak okuduğum makaleye devam ederken kimi zaman diğer sekmeye tıklayarak haber sitelerinde neler olduğuna baktığıma dikkat ettim.Bu istemsizce yaptığım hareketle okuduğum iki yayından çıkardığım sonuçta millet uzayla ve insanlığın nasıl daha ileriye götürülür bilimsel çalışmalara ağırlık vermişken bizim Türkiye gündeminde ki olaylar vahim bir şekilde önümde duruyordu.



Tabi ki ülkemizde ne olup bittiğini yakından takip eden biriyim ama bu denli zıt iki veya üç site bir arada açıkken.Ne kadar geri kalmaya başladığımız o kadar belliydi ki.Malum önümüzde seçimler var tüm haberler bu yöndeydi ve insanların ve partilerin birbirlerine yaptığı eleştiriler o kadar acımasız ve basitti ki olamaz böyle bir şey.

Bir çok haberi şöyle toparlayacak olursam bu haftaki ilk sırayı Fenerbahçe - Beşiktaş maçında ki olaylar almakta ardından siyasilerin birbirleriyle yaptıkları söz düellosu mu desek aşağılamaları mı desek ne desek bilmiyorum?

Dünya "Zaman ve mekanda yolculuk" yaparken biz yerimizde saymakta ve son hızla geri gitmekteyiz!...

yazaroyunu

Daha fazlası >>

14.03.2015

Okan Bayülgen'den Sesli kitap

0 yorum
...Sesli kitap

- Ne kadar okuyoruz acaba?

- Veya zor mu geliyor okumak bize?

- Peki nedir bizi okumaya teşvik edecek bir şey?

Blogları gezinmeye devam ediyorum en son arkadaşlarım neler yazmışlar bakalım.Şöyle hızlıdan başlıklara bir bakıyorum önce daha sonra sürekli takip ettiğim arkadaşlarımın bloglarını tarıyor gözlerim.

Ne güzel değil mi gözlerimiz ne çok işimize yarıyor? Hiç düşünmeden biz farkına bile varmadan bu organımız görevini başarılı bir şekilde yapıyor.İşte empati bu dakikadan sonra başlıyor.Nedir o? Gözleri görmeyen engelli arkadaşlarımızın hayatlarının ne çok zor olduğu gerçeği tabi.

Onların her konuda zorlukları var.Ben bu yazımda sadece bir tekini ele alacağım.Gözleri görmeyen engelli arkadaşlarımız için ne kadar çalışmalar yapılıyor acaba? Yapılan düzenlemelerin de bazı yerde biz yaptık mantığınla yapılmış olduğu o kadar aşikar ki.

Yandaki bu tek bir resmi sadece size bir örnek olsun diye yazıma ekledim.

Benim anneminde bir gözü doğuştan görmemektedir.Biz onu dünya haliyle o durumda tanıdığımızdan, bize görme engelli gelmemektedir. Bazı sohbetlerimizde bize söylediği sözü hiç unutmam 'Ben dünyayı sizin gibi hiç görmedim ki' evet dünyayı bizim gibi değil hep yarım bir şekilde görmektedir, fakat yapmadığı el işi 'örgü işi' yoktur.Şu aralar artık iyice yaşlandığından bu işlerini biraz azalttı tabi.

Gelelim konumuza.Kitap merakı olan bu arkadaşlarımıza uygun kitaplar veya materyaller yapılmakta ama bu sesli kitap olayı benim çok hoşuma gitti.

İşte Okan Bayülgen uzun bir zamandan beri bu konuda çalışmalar yapmakta olduğunu ben bilmekteyim.Bunu sizinle de paylaşmak istedim.Şöyle bir düşünecek olursak aslında bu çalışma kitap okumayı sevmeyen ama keşke bende okuyabilsem, ya işlerim çok, mazeretleri bulanlar içinde mükemmel değil mi?

Ben bilmekteyim çoğu evlerde veya iş yerlerinde tv açıktır fakat o tv izlenmez.Hele yattığınızda seyretmezsiniz de o tv açıktır.Peki bir sesli kitap açsan daha faydalı olmaz mı? Bir düşün bir şey seyretmek için kendini zorlamayacaksın ama beynin konuşulanları anlayacak,hafızanızda bazı bölümleri yer edecektir.

İşte senin kitap okumamak için yaptığın tüm mazeretlerin bir bir kaybolduğunu göreceksiniz.Arkadaşlarınızın toplantılarda ben bu hafta şu kitabı okudum veya bu hafta bir iki kitap bitirdim sözlerinde sizinde söyleyecek bir sözünüz olsun istemez misiniz!.

Size bu yazımda Okan Bayülgen'in okuduğu bir kaç sesli kitap linki vereceğim dinleyin derim.Belki sizde de bağımlılık yapar.

Buradan dinleyebilirsiniz. Tıklayınız >>

yazaroyunu

#seslikitap #proje #kayıt #okuma #kitap 
Etiketler: Okan Bayülgen,sesli kitap,kitap,oku,kitap oku,kitaplar,engelli,
Daha fazlası >>

21.02.2015

Nefretle selamete varılır mı?

0 yorum
Kavga.
Dayak.
Küfür.

Yazmaya devam ediyorum.Bitti tamam diyorken yeni bir haber patlak veriyor.Topluma ne oluyor böyle? Derken! Toplumu temsil etme yetkisi verilen meclisten geliyor yeni haber 'Vekiller Tokmakla Birbirine girişti' 

Daha dün giden canlar için hepsi teker teker çıkıp taziyede bulunurken topluma da sağduyulu olmaları hakkında niyetlerini bildiren açıklamalar yapıyorlardı.

Peki siz millete örnek olmanız gerekirken nedir sizi bu kadar birbirinizin canına kast edecek kadar kızdıran? Ey ahali Nefretle selamete varılır mı? Size soruyorum.Bir söz vardır şiddet şiddeti doğurur diye.Devletin en tepesinden yayılan bu şiddet eğilimi demek toplumu da sardı.

Mecliste barış,demokrasi,uzlaşma mücadelesi yaparken.Kürt açılımı,Alevi açılımı vs.açılımlara girişmişken hiç biri sonuca bağlanmadan kavgayla son bulup rafa kalkıyor.Aferin size! Çok güzel örnek oluyorsunuz!

Nefretle selamete varılır mı? Nefretle selamete varılsaydı nefretin bir sonucu savaşlar hep galibiyetle biterdi.

yazaroyunu
Daha fazlası >>

Artık gülmek istiyoruz!

0 yorum
gülmek
Foto : Murat Marti
...Artık gülmek istiyoruz!
Çünkü ülkenin bu kasvetli durumu ve her gün gelen ölüm haberleri sinirlerimizi oldukça bozdu,bozmaya da devam ediyor!

Nasıl bir toplum olduk? Epey evrim geçirdik, farkında mısınız? bir yerde bir olay oluyor ve bir gün sonra unutuluyor, sanki hiç yaşanmamış hiç birimiz duymamış gibi,tuhaf değil mi?

Bir kızımız hunharca katledildi! Bunu yazmamaya karar vermiştim.Zaten bütün medya halen yazmaya devam ediyor.Bir konu buldular ya değmeyin gitsin.Peki bunun arkasından önüne gelenin beyanat vermesine ne diyeceksiniz?

Kendini her olayda ortaya atan kimselerin, takındıkları sorumlulukla sanki davaların içindeymiş gibi kendilerini göstererek yaptıkları gündemde kalma çabaları...

- Futbol maçına gidersin kavga çıkar cam çerçeve kalmaz sokaklarda!

- Hastanede doktor güya ilgilenmedi diye çıkarılan kavgalar!

- Kartopu oynarken vay sen benim camıma nasıl atarsın? Diye öldürülen bir gazeteci! Bir hiç uğruna.

Bunları daha çoğaltmak mümkün tabi, ülkede konu mu yok? Zannedersem toplumun tamamının bir terapiye ihtiyacı var.

Siyaseti hiç yazmaya gerek yok her şey zaten ortada.Hani biz tüm sınır komşularımızla dost olacaktık? Dost değil sınır komşularımız değişmeye başladı neredeyse.Ortada yalnız kalmış Türkiye var sadece şu anda!

Biz artık gülmek istiyoruz! Bu nasıl olur bilinmez? Bazı şeyler bence değişmesi gerek artık.

yazaroyunu
Daha fazlası >>

16.01.2015

Dizi ve Gerçek

0 yorum
Medya/Televizyon

Yazılarımı bir bir toparlamaya devam ediyorum o kadar çok sitede o kadar çok birikmişler ki akşamları anca bu kadar yol alabiliyorum. Bunları halletmek bayağı bir zamanımımı alacak zannedersem.Bu yazımı da zamanında bir blog sitesi için yazmıştım.Buyrun keyifli okumalar.

"Dizi sezonu bitmek üzere,bazılarının çekimleri dahi bitti.Kimileri yine reyting kurbanı oldu, sezonu dahi göremeden yayından kaldırıldı.
Kimileri yarışı zoraki bitirdi.Zoraki diyorum çünkü bu sektörde her şey reytingle ölçülüyor.
Hal böyle olunca o kadar emek,harcanan günler, saatler heba olup gidiyor tabi.
İzlerken fark ediyorsanız çoğunun doğru dürüst bir konusu bile yok.Tabi bunların içinden maliyeti yüksek bütçeli,oyuncu kadrosu güçlü dizileri tenzi ediyorum.

Bu tür diziler zaten önceden senaryosu,oynayacak kemik kadro,kostüm,yer,mekan vs.araştırması yapılıp planlanmış diziler.Diyebilirsiniz ki diğerleri böyle değil mi? Bence değil.Sebep ararsanız çok.
Dikkat ederseniz bir dizi başlamadan reklamları kanalda dönmeye başlıyor.Yayın gününe kadar Tv'de her fırsatta veriliyor,bazıları haber bülteni biterken bile sunucu tarafından öneriliyor, bu yetmiyor sosyal ağlarda paylaşılıyor.Kanal tarafından izlenmesi için her şey yapılıyor.

Yayın günü gelip çatıyor,ilk bölüm süper.Dinamik,hareketli karakterler kendini ön plana çıkarmak için çaba içinde,her şey fevkalade on numara.İki,üç,dört bölüm derken başta senaryo yerinde saymaya başlıyor.Sanki  o senaryoyu yazan konu bulamıyor da bir olaydan iki üç bölüm daha nasıl çıkarırım derdine düşmüş gibi.Dizinin bölümü yayınlandıktan sonra sabah tüm yayın organlarında reyting yazıları dibe vurmuşu gösteriyor.

İşte bu aşamadan sonra "Diziler ve Gerçek" başlıyor.Kanal, yapımcıya ihtar yapıyor,yapımcı yönetmene bu işi düzelt ihtarı ve böyle alt kadroya kadar ihtarlar sinsilesi tetikleyip gidiyor.
Benim izleyici olarak anlatacağım bundan sonra başlıyor.

Senaryoya yazacak bir şey bulamayan kişi, başlıyor olayları köpürtmeye.İşler bundan sonra karışıyor.Dizinin ilk bölümlerinde her yazılan karakterlere cuk oturan dizi içeriği reyting kaygısıyla başka yola giriyor.Birbirine aşık olmayacak kişler aşık oluyor,silah olmayan dizide silahlar patlamaya başlıyor ve tabi olmazsa olmaz halkı ağlatmak lazım,biraz dram serpiştiriliyor.Ama ne yaparsan yap dikiş tutmuyor.Sezonu göremeden kanal yayından kaldırıyor diziyi.Yapılan açıklama, dizi reyting kurbanı oldu.

Başında kaç bölüm olacağı planlanmayan dizi,hani tutarsa gelecek dönemde çekeriz hesabı.Tamamı yazılmamış senaryo,sen hele bir iki bölüm yaz da, reytinge göre diğer bölümleri sonra yazarız mantığı.Böyle sayar gideriz daha bu konuyu.İşte size "Dizi ve Gerçek".

Yazan: Yazaroyunu
Daha fazlası >>

12.01.2015

Savaş ve Çocuklar

0 yorum
Orta doğuda biz olup bitenleri ekranlardan seyrediyor,sosyal medyadan takip ediyoruz. Peki "Savaşın Çocukları" nın yaşadıklarının ne kadarını biliyoruz? Her şey bize gösterilenden ibaret mi? Orada ki savaşlar coğrafyanın bir kaderi durumuna gelmiş artık. Bitmek bilmeyen savaşlar, zulümler her türlü eziyet nedir bu insanların suçu?

Sivil vatandaşın tek suçu,o toprakların insanı olmak.Peki çocukları hiç düşündünüz mü nasıl bir hayatları var? Gelin bu gün bir empati yapalım.Kendimizi o çocukların yerine koyalım.Onlar sokaklarda diğer ülkede ki çocuklar gibi gezip oynayamıyor.Patlama seslerine aldırış etmeden hayatlarını sürdürüyorlar çünkü onlara bu olaylar artık doğal geliyor.Belki de hayatın her yerde aynı olduğunu düşünüyorlar.

Bulundukları coğrafya da hep gözyaşı hep acı zulüm.Böyle bir hayatı hayal edebiliyor musunuz? İşte burada ki çocuklar, çocuklarını yaşayamadan yaşıtlarından daha çabuk olgunlaşıyor.Peki yapılan zulümler niye? Hep birileri kazansın diye.Olan masum insanlara ve çocuklara oluyor.Yaşıtlarının yanına koysanız onlar aynı şeyleri paylaşamaz,oynayamazlar.Çünkü onlar bizlerin sadece tahmin edeceğimiz değil daha kötülerini yaşamakta.Fakat kimsenin umurunda değil.

Yardım kurumları nerede yok? Elbette yok;Yüzyıllarca,asırlarca oynanan oyun hep aynı senaryo.O bölgeden çıkarın yok.Mantık çıkarım yoksa benim ne işim var orada mantığı. STK'lar bile ilgilenmiyor çoğunlukla buradaki çocuklarla.Sürekli korku içinde yaşayan çocukların,korku çocukların gözlerinde artık yer etmiş.Hepsinin bakışları aynı.Hep korku tedirginlik üzerilerine bir elbise gibi yapışmış çıkaramazsınız.

Kimse kimsenin acısını bilmez,paylaşamaz.Onu yaşamak lazım.Ne derler attan düşenin halinden attan düşen anlar.Sen sadece nasıl acımıştır der geçersin.Onu tatmadıkça anlayamazsın.Sürekli bir insan korkuyla yaşar mı? Maalesef yaşıyorlar.Baktığımız da yaşamaya devam edecekler gibi görünüyor.Ya ölen o küçük bedenler,kardeşlerin bunlara şahit olmaları,nasıl bir psikolojidir? Düşün koca bir toplumun travmasını

Her zaman ki gibi zengin ülkeler yine yok.Çünkü onların oralarda bir çıkarı söz konusu değil.Daha ne anlatmak gerek,herkes aslında her şeyi biliyor,sadece seyrediyoruz olan biteni.Biri çıkıp ta yeter diyecek bir ülkemi yok,yoksa zamanımız da öyle kudretli bir lider mi?

Gelip geçmiş liderlerin sözlerini paylaşıyoruz orada burada.Düşünün o zamanlar da teknoloji ve paranın sınırlı olduğu dönemler de zamanın liderleri neler yapmışlar,tabi burada dünyaya ve ülkesine yararı dokunan devlet adamlarından söz ediyorum.Her şeyden önemlisi halkları için kendi hayatlarından vazgeçmişler.Liderlik böyle bir şey değil midir?

O bölgenin çocukları,  savaşlar durdurulmadığı sürece aynı şeyleri yaşamaya devam edecekler.Bir toplum,bir nesil böyle yetişecek.Korku,göz yaşı ve acı sanki bu halkların kaderi.Onlar  çünkü savaşın çocukları....

Yazan: Yazaroyunu
Daha fazlası >>

13.09.2014

Adalet Peşinde!

0 yorum
İnsanlar adalet peşinde,peki nerede adalet? Acaba biz adalet kavramını kaybettik mi? Artık her şey birbirine karıştı.Adalet peşinde olanlar ne kadar istediklerini alabiliyor? Bu dönemler zor dönemler. 80'li yıllarda bile adalet bu kadar sarsılmamıştı.

Bence insanlar kötüydü ve daha da kötüleşti.Kefenin cebi mi var? Dedikçe ceplerini doldurmaya yöneldiler.Peki nedir bu hırs? Çernobil faciasından sonra  herkes radyosyona mağruz kalacak dediler,acaba onun belirtileri yenimi çıkıyor ne dersiniz? Herkeste bir manyaklık bir vurdum duymazlık.

Akşam haberlerini sunan hanımlar bazen haber geçerken ağlarlardı,şimdi takır takır okuyor geçiyor vayy.Aferin.Soma'da 302 can ve onun üç veya beş katı akraba göçük altında kaldı.Bir telaş bir telaş biz dedik bak adamlar koşturuyor meğerse kendi pisliklerini örtmek içinmiş bütün telaş.Gömleğini  üç gün değiştirmeyen bir bakanımız vardı çok fedakarlıktı be.

Senin Hiç Baban Öldü Mü?

Sayın baylar bayanlar sizin hiç babanız öldü mü? Bunu empati yaparak çözemezsin.Onu yaşamak lazım.İşte o madencinin çocukları yaşıyor.Bir miktar para yardımı yapmakla acılar kapanmıyor, sen sadece kendi vicdanını rahatlatıyorsun ağam.

Senin Hiç Baban Öldü Mü? Benim öldü.Pazartesi okullar açılıyor o çocukların hakkı değil mi babalarıyla ilk okul günü okula gitmek.Asansör 32.kattan aşağıya çakıldı empati yaptın mı? Aşağıya düşerken daha canlıyken iki saniye sonra ölümün geleceğini bilerek ölüme koşmak.

Deprem bölgesi olarak ayrıldığı söyleniyor o bölgenin peki ne değişti kefene cep mi yaptırdınız ağalar!.. Dünya nimetlerinden yararlanın da askeri ücretle çalışan adama da bir fırsat verin yaşasın.İstanbul'un göbeğinde,denizin kenarında bir şehirde denizi tvlerden seyreden bir halk.Nasıl olur? Demeyin bu gerçek.Adam minibüs parası bulamadığı için hastaneye gidemiyor bu şehirde.Adalet peşinde giderken adaletsiz bir güne uyandı bu toplum.

Peki Biz Nerede Yanlış Yaptık?

Peki biz nerede yanlış yaptık? Demokrasiyle yönetilen bir Türkiye Cumhuriyet'inde biz nerede yanlış yaptık sorusunu sorun kendinize.Farkında mısınız aykırı yaşayan ve toplum için aykırı çıkışları olanlar gün geldi haklı çıktılar.Demek ki adamların dünya görüşlerini zamanında kimse önemsememiş.Beyler hanımlar hepimiz aynı gemideyiz farkında mısınız? Batarsak hepimiz batarız.Onun için herkes aklını başına alsın derim.
Daha fazlası >>
 
yazaroyunu © Copyright 2012. All Rights Reserved.
Created by: George Robinson Published..Blogger Templates.
Proudly powered by Blogger.
imagem-logoBack to TOP